Writings

Hayalimdeki o ev...

Londra, sanatin bütün disiplinlerinin teorik ve pratik anlamda hayata geçirilebilecegi en uygun sehirlerin basinda gelir. Her ne kadar, zaman zaman etnik azinlik olmanin, bir takim avantajlari ve dezevantajlari var gibi görünse de, Londra’da yasayan farkli etnik topluluklarin “kendisini” ve “kültürünü” ifade etme baglaminda, önemli avantajlari vardir.

Bu sehirde göreceli de olsa, sanatin toplumsal hayata katkilarindan özgürce faydalanmak mümkündür. Eger, göçmen olusumuzun nedenlerini ve nasillarini iyi kavrayabilirsek, üretecegimiz sanatsal isler daha egitici, ögretici ve kalici olur.

Leonardo da Vinci “Herseyi ögrenmek mümkündür” der ve bizim ögrenmek için o kadar çok nedenimiz var ki… O nedenle göçmen kültürünün gerçekte bizi zenginlestirdigini, çogalttigini, hatta bunun bir sans oldugunu düsünüyor ve artik göçmenlik kavraminin geçici degil, kalici bir fenomen oldugunu ve kendine özgü bir kültürel yapilanmasi oldugunu düsünüyorum.

Sanat, kendine özgü bir güç sistemidir ve bu gücü dogru kanalize edebildigimiz oranda biz de variz diyebiliriz.

Iki yüzün üzerinde farkli dilin konusuldugu bu antik kent, zengin Ulusal Turk Kültürü’nün boylanip köklendigi bir metropol olmalidir. Avrupa’dan yoz ve içi bos Türkçe yayin yapan televizyon programlarinin bize sundugu yavan- sanal dünya yasadigimiz bu sanat ve kültür zenginiliginde sahtedir ve gerçege aykiridir.

Biz kendi sanat dilimizi olusturmali ve yeni iletisim alanlari yaratmaliyiz. Avrupa cografyasinda yasayan etnik topluluklar içinde, ilk üç sirada yer alan ve Türk Dilini konusan insanlarimizin, sanat ve kültürel ihtiyaçlari birkaç dernegin veya geçici uygulamalarin akisina ve insafina birakilamayacak kadar acil ve önemlidir.

Artik üçüncü degil dördüncü kusak var önümüzde, dili ve kültürü acilen desteklenmesi gereken. Kaybettigimiz her vakit kendi cografyamiza onarilmasi kolay olmayan kültürel çarpikliklar ve hastaliklar yansitacaktir.

Yapilmasi gereken TC Kültür Bakanligi’nin ve Avrupa’da yasayan Türk is adamlarinin finansal destegi ile bagimsiz ve özgür, (benim de hayalini hep kurdugum) içinde her türlü düsüncenin ve sanatin yeserdigi kültürel ve sanatsal üretimler yapan “Türkevi” Projesi’nin hayata geçirilmesidir. Bu projenin Avrupa’nin bütün baskentlerinde yapilanmasiyla insanlarimizin kazanimlari, gelecek kusaklari aydinlatacaktir. Simdi hep birlikte o evin hayalini kuralim mi ne dersiniz?!

Sevgi ve coskuyla

Vehbi Koca

18 Kasim 2007/Londra